31/1/2008 - Bu yıl Eurovision'da SİSTEM FARKLI..!

Mor ve Ötesi grubu TRT genel müdür yardımcısıyla birlikte basın toplantısı düzenledi... Bu yıl Eurovision'da SİSTEM FARKLI
Finalde yarışması kesin olan Sırbistan, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dışındaki tüm ülkeler bu yıl yarı finallere katılacak. Yarı finallerde yarışacak ülkeler de iki grupta toplanacak.
2008 Eurovision Şarkı Yarışması'nın formatında EBU tarafından bir değişiklik yapılmazken, bu yılki yarışmaya katılımın kesin sayı belli olmamakla beraber Helsinki'deki 42 ülke rekorunun üzerinde olacağı öngörülüyor.
Finalde yarışması kesin olan Sırbistan, İngiltere, Fransa, Almanya ve İspanya dışındaki tüm ülkeler bu yıl yarı finallere katılacak. Yarı finallerde yarışacak ülkeler de iki grupta toplanacak.
İlki 20 Mayıs, ikincisi 22 Mayıs 2008'de gerçekleşecek yarı finallerde her ülke kendisinin içinde bulunduğu yarı finali yayınlamak ve tele oylamaya katılmak zorunda olacak.
Yarı final gruplarında yer alacak ülkelerin hangilerinin olduğu ise Ocak 2008'te Belgrad'da çekilecek kurada belli olacak.
Yarışmanın 24 Mayıs 2008 tarihinde yapılacak finalinde, yarı finallerden gelen 20 şarkı ile 4 büyük ülke ve ev sahibi ülke olmak üzere 25 ülke yarışacak.
53. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi ''Mor ve Ötesi'' grubu temsil edecek.
TRT Genel Müdür Yardımcısı Ali Güney, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında, TRT'nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'na, kurumun 1975 yılından bu yana Türkiye adına katıldığını hatırlattı.
Eurovision Şarkı Yarışması'nın son yıllarda yeniden ivme kazandığını, dünyada tekrar önemli hale geldiğini belirten Güney, 2003 yılında Sertab Erener ile Türkiye'nin kazandığı birinciliğin ve 2004 yılında İstanbul'da gerçekleştirilen yarışmanın, organizasyonun ve yayın başarısının Türkiye'ye önemli kazanımlar sağladığını vurguladı.
TRT'nin, Türkiye'yi temsil edecek şarkı ve şarkıcı seçimini EBU tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde gerçekleştirdiğini anlatan Güney, şunları söyledi:
''Şarkı ve şarkıcının ya da topluluğun tespiti hususunda bu yıl da yöntem olarak doğrudan bir sanatçı/topluluğa siparişe gidilmesi benimsenmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar sonucunda ülkemizin önde gelen topluluklarından Mor ve Ötesi ile 20 veya 22 Mayıs 2008 tarihlerinde yapılacak yarı finaller ile 24 Mayıs 2008 tarihinde Belgrad'da yapılacak olan 53. Eurovision Şarkı Yarışması'nda ülkemizi temsil etmek üzere anlaşmaya varılmıştır. Mor ve Ötesi, her zamanki gibi 3 eserini alternatifli olarak kuruma sunacaktır. Kurumumuz bu yıl dil konusunda belirleyici olmamıştır, grup bu konuda serbesttir.''
-MOR VE ÖTESİ-
Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin de yarışmaya katılma kararı verirken çok da zorlanmadıklarını belirterek, şöyle devam etti:
''Güzel bir hikaye olacağına inanıyoruz. Bizim hikayemizin içinde güzel bir yeri olacağına inanıyoruz. Bu deneyimin 100 milyonun üzerinde insanın canlı olarak izlediği bir etkinlikte Türkiye'nin sesi olmanın, bizim de temsil ettiğimiz değerler açısından özel bir önemi olduğuna inanıyoruz. Bizim eğilimimiz şarkının Türkçe olması yönündedir. Bunu da belirteyim.''
Toplantıda, basın mensuplarının sorularına yanıtlayan Tekin, bir gazetecinin, ''Yabancı dilde başarısız olunacağını düşündüğünüz için mi Türkçe okuyacaksınız?'' sorusu üzerine, bunun dile hakimiyetle alakalı olduğu kadar biraz da teknik bir mesele olduğunu ifade etti. Tekin, ''Şarkı yazarlığı her zaman, her dilde aynı yetkinlikte uygulanamayabilir. Ama biz Türkçe üzerindeki hakimiyetimize inanıyoruz'' yanıtını verdi.
-''ŞARKI BİZİM İŞİMİZ''-
Bir başka gazetecinin, ''Yarışmadan iki türlü dönüş var. Alkış ve bayraklarla ya da hüzünlü olarak. Her ikisine de hazır mısınız?'' diye sorması üzerine Tekin, ''Üçüncü ve daha da coşkulu bir yol olabilir belki ama oradaki sonuçtan daha önemli şeyler de var bizim için. Yani doğru şeyi yaptığımıza, doğru şarkıyı yaptığımıza, onu doğru şekilde seslendirdiğimize, orada yarattığımız saygınlığın ve etkinin doğru olacağına inandıktan sonra bizim için geri kalan şeyler daha ikincil oluyor aslında'' dedi.
Bu yılki yarışmadaki farklılıklardan en önemlisinin kendileri olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Tekin, bir gazetecinin, şu anda Türkiye'de gündemin terör olduğunu hatırlatarak, şarkılarda teröre vurgu yapıp yapmayacakları sorusuna, ''Şarkının içeriğiyle ilgili bugün için herhangi bir açıklama yapmak zorunda hissetmiyoruz kendimizi...'' yanıtını verdi.
Şarkıda Türk müziğinden motiflerin olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine Tekin, esasında şarkının her şey demek olmadığını, şarkıyı tanıtırken yapacaklarının önemine dikkat çekerek, ''Şarkı bizim işimiz. En iyi şekilde yapacağız zaten. Ama onun dışında en iyi şekilde yapacağımız başka şeyler de olacak. Ona emin olabilirsiniz'' diye konuştu.
-TARKAN SORUSU-
TRT Genel Müdür Yardımcısı Güney de ''Neden Mor ve Ötesi grubu seçildi. 'Tarkan'a da teklif götürüldü ama o kabul etmedi' diye söylentiler var. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?'' sorusunun yöneltilmesi üzerine, TRT'nin her yıl geniş çalışmalar yaptığını belirterek, ''Bu çalışmalar çerçevesinde bir çok sanatçı ve grupla görüşmeler yapıyoruz. Çoğu zaman görüşmediğimiz, zikretmediğimiz, bir araya gelmediğimiz halde dahi bazı isimler gündeme gelebiliyor. Çalışmalar sonucunda Mor ve Ötesi grubuyla bir anlaşmaya vardık'' dedi.
Aynı gazetecinin ''Tarkan ile görüştünüz mü?'' sorusu üzerine Güney, ''Bir çok görüşmeler her zaman yapılıyor. Ama burada şu anda grubumuz Mor ve Ötesi...'' diye konuştu.
Basın toplantısının sonunda grup üyeleri Ali Güney ile birlikte basına poz verdi

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/1/2008 - ALMANYA TURNESİ =)

Almanya’da turnede olan "Mor ve Ötesi" ile uzun bir aradan sonra röportaj yaptık. Berlin konseri öncesi konuştuğumuz grup üyeleri, haklarında çıkan eleştirilere yanıt verdi ve "Hatalarımız insani şeyler" dedi.
10 yıldır müzik piyasasındasınız. İlk çıktığınız dönemlerde "Baba parasıyla iş yapıyorlar" diyenler vardı, daha sonra "Baba parasıyla fabrika mı kursalardı" diyenler oldu...
Eskiden baba parası denilince Koç veya Sabancı ailesinin çocukları ve onlar gibiler akla gelirken, 1980 sonrası Türkiye’de en çok para kazananlar eğlence endüstrisinde bulunanlarmış gibi algılanmaya başlandı. Bu hedef şaşırtmadan en az mağdur olanlar ise rock grupları... Ona bakarsanız insanlar Cem Yılmaz’ın otomobilleriyle uğraşana kadar Türkiye’nin en zengin 20 ailesinin çocuklarının hayatlarına baksınlar. Kaldı ki Cem kazandığı para için emek harcıyor.
Yani sizinki daha çok aile desteğiyle müziğe girişmek oluyor.
"Mor ve Ötesi"nin ilk albüm yaptığı döneme bakarsanız, hepimiz 16-17 yaşında insanlardık ve bu yaştaki insanlar ailelerinin yanlarında oturuyor, lisede okuyor ve harçlıkla geçimlerini sağlıyorlar. "Baba parasıyla iş yaptı" demek çok da doğru değil ama ailelerimiz doğal olarak bize destek oldu en başında. Ama o başlangıcın üzerinden 10 yıl geçti.
İlk albümlerinizde İngilizce sözlü şarkılarınız vardı. Yine İngilizce şarkılar yapmayı düşünüyor musunuz?
İşin iyi tarafı 10-12 yıl önce Türkiye’de rock müzik yapılır mı tartışmaları varken biz İngilizce rock müzik yaptık. Şimdi İngilizce ya da başka dillerde şarkı yapılabilmeli gibi tartışmalar yaşanıyor. Bunun dışında, 10 yıl önce dinlediğimiz müzik İngilizce’ydi ve doğal olarak İngilizce sözler yazmaya çalışıyorduk. Ama yabancı dilde tam bir anlam dünyası kurmak çok gerçekçi değil.
Eurovision şarkı yarışmasında da İngilizce söylensin, söylenmesin tartışmaları var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Eurovision amatör şarkı yazarlarının yarıştığı bir platform ya da yarı amatör diyebiliriz. Bunu bir şampiyonlar ligi ya da F1 gibi görmeye çalışan zihniyet biraz hata yapıyor.
Fanta Turnesi’ne çıkıp Rock’n Coke’a çıkmak istememeniz, Converse All Star’da yer almanız, hatta yaptırdığınız tişörtler bile eleştiri konusu oldu. Neden sizi sevenler politik duruşunuzu samimi bulmuyor?
Bizden tutarlılık bekleniyorsa, bizim çok kirli bir sayfamız yok. Biz hatalar yapan bir grubuz ama bu bizim insaniliğimiz. Çok diva gibi görünen sanatçılarımıza ya da hiçbir konuda konuşmamayı erdem olarak gören başka rock gruplarına sorarsanız, hiçbir konuda konuşmayıp, hiçbir konuda Falım çikletlerinden öte bir cevap ortaya koyamayan insanlara sorarsanız, onların çok daha tutarlı olduğunu görürsünüz. Öyle bir tutarlılığı da Mor ve Ötesi’nin tutarlılığına yeğlerseniz, Türkiye’de başka bir yolda da gidebilirsiniz. Sponsor firmanın gelip "Kardeşim sen bizim konserlerimize çıktın, paralarımızı yedin. Sonra çıkıp arkamızdan böyle konuşuyorsun" dediği hiç olmadı. Şirketlerin hiçbir derdi yokken bu konularda konuşanlar, o şirketlerin avukatlığını yapıyorlar farkına varmadan. Biz sponsorlu turnelere de çıkıyoruz, MTV’de kliplerimizle yer alıyoruz, bu bizi değiştirmiyor. İnsanlar neyi kime karşı savunduklarını karıştırıyorlar. Bilinçli bir davranış olmadığı için de bu söylenenleri ciddiye almıyoruz.
Adınıza yapılan tişörtler de sorun oldu...
New Model Army grubu hayatını bu tür ürün satışlarından kazanıyor. Tişört satmasa daha mı ahlaklı bir grup olacak ya da daha mı çok sevilecekler?
- "Makina"ya çıkıp "Baskın Oran’ı destekliyoruz" tişörtleri giydiniz. Müzikle siyaseti karıştırmak ne kadar doğru?
Bize göre çok doğru ki yaptık.
Yani dinleyici kaybetmeniz o kadar da önemli değil...
Biz onu açıklarken üsluba çok dikkat ettik. Özellikle web sitemizde yaptığımız açıklamada "Bizim yıllardır savunduğumuz özgürlük, adalet gibi değerleri paylaşan dinleyicilerimizi Baskın Oran’ı desteklemeye çağırdık" dedik. "Makina" programına çıkıp bunu açıklamak da demokrasi çerçevesinde yapılmış bir hareketti.
"Mor ve Ötesi", "Duman"ın alternatifi olarak görülüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kuşak olarak düşünülürse, "Kesmeşeker", "Pentagram" ve "Bulutsuzluk Özlemi"nden sonraki 3’üncü kuşak rock müzisyenleri arasındayız. "Duman", "Athena" ve "Kargo" ile bu anlamda kuşak kardeşliğimiz var. Müzikal olarak farklı müzikler yapıyor olsak da gelişme dönemimizde dinlediğimiz müzikler aynıdır muhtemelen.
Son 10 yıla baktığımızda, Türkiye’de müzikal anlamda yaşanan gelişmeleri, değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Pop müzik hálá açık ara önde gibi, ayrıca internetle birlikte korsan piyasası diye bir piyasa oluştu...
Burada hemen bir şeyi belirtmek isteriz; biz internetten bedava indirilen müziği korsan olarak görmüyoruz. Aksine internetin korsanı bitirdiğini düşünüyorum, çünkü sokaklarda CD satan insanlar azaldı. Sonuçta fikir eseri dediğiniz şeyin piyasa dolaşımına girmesi baştan sorunlu bir şey. Biz hayatlarımızı bu şekilde sağlıyoruz ama derdimiz plastik bir kap içerisinde CD’yi para karşılığı insanlara zorla satmak değil... Müzik dinlemek isteyen insanın herhangi bir bedel ödemeden de müziği dinliyor olması gayet değerli bir şey. Bu yüzden internetten müzik dinlemek, müzisyene o kadar da zarar vermiyor.
İyi de kaliteli müzik sunabilmek için kullandığınız ekipmandan harcadığınız mesaiye kadar her şeyin bir bedeli var...
Var ama önemli olan dinleyicilerinizin olması. Müziğin illa alınıp satılan bir şey olması gerekmiyor. "Zardan Adam" diye bir grup var mesela... Bu insanlar parayla albüm satmıyor. Kendileri ayrı ayrı işlerde çalışıyorlar, isteyenlere CD hazırlayıp yolluyorlar ya da internetten gönderiyorlar şarkılarını. Plak şirketleri, toptancılar ve reklam işin içine girince zaten müzisyene düşen pay yine çok az oluyor.
"15-20 yıl sonra suyumuz kalmayacak" deniliyor. Böyle bir dünyaya çocuk getirmeyi düşünüyor musunuz?
Hazır yapılmışı var, onlara sahip çıksak da çıkmasak da 15 yıl sonra susuz kalacağız. Ama o çocuklar şu anda evsizler ve yurtlarda duvarlara vuruluyorlar, tecavüze uğruyorlar, şiddete maruz kalıyorlar. Onları evlat edinip sahip çıkmak gibi bir yol varken, sadece genlere takılıp kaşı gözü bana benzesin, anneannesi babaannesi sevsin diye çocuk doğurmak susuzluk meselesine ek ayrı bir sorun...

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/1/2008 - MOR VE ÖTESİ GRUP BİYOGRAFİSİ

Mor ve Ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı, Harun Tekin, Derin Esmer ve Alper Tekin tarafından kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum'da kaydeden grup, 1996'nın Ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve "Şehir", 1996'nın Haziran ayında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi 'Yalnız Şarkı', farklı tarzıyla büyük ilgi çekti.
1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ'de veren mor ve ötesi'nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin'in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998'den itibaren Captain Hook'ta ilk düzenli bar programını yapan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu'nda Volkan Gürkan'la beraber kaydedilen "Bırak Zaman Aksın"ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999 Mart ayında Ada Müzik tarafından yayınlandı.
1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan 'Sen Varsın' üzerinde çalışıyordu. Tam o günlerde benzersiz bir felaketle karşılaştı Türkiye. 17 Ağustos'tan sonra, herkes gibi, grup da bir süre kendine gelemedi.
2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer karşıtı kampanyaya destek verdi. Bu destek hem konserlerle, hem de zamanın Cumhurbaşkanı'na canlı yayında yöneltilen bir soruyla sürdürüldü. Akkuyu'ya nükleer santral kurulması büyük bir toplumsal uzlaşma sonucu engellendi. 16 Haziran'daki H2000 müzik festivalindeki konser çok başarılı geçti, Temmuz ayında ise grubun 'Sen Varsın'la katıldığı "Şarkılar Bir Oyundur" adlı Ortaçgil'e saygı albümü yayınlandı. mor ve ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 16 Aralık'ta Hilton Convention & Exhibition Center'da Placebo'nun ön grubu olarak gerçekleştirdi.
Üçüncü albüm "Gül Kendine"nin kayıtları, 27 Aralık günü Volkan Gürkan prodüktörlüğünde Ada Müzik Stüdyosu'nda başladı, ve albüm 2001 Aralık ayında piyasaya çıktı. Grubun resmi web sitesi www.morveotesi.com da aynı ay içerisinde faaliyete geçti.
2002 Nisan ayında mor ve ötesi ilk Türkiye turnesine çıktı. İzmir, Denizli, Bursa, Adana, Antalya ve Antakya'yı kapsayan bu turne, Fil Yapım'la başlayan uzun soluklu bir işbirliğini müjdeliyordu. 2 Temmuz 2002 akşamı H2000'de mor ve otesi tarihinin en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın yayın organlarınca görsel ve işitsel bir şölen olarak nitelenen performansa yaklaşık 5000 kişi tanıklık etti.
2003 yılı dünyanın gördüğü en görkemli muhalefet dalgasıyla başladı. Yaklaşan Amerikan saldırganlığına karşı ses çıkaran milyonlara mor ve ötesi de sanatçı dostlarıyla birlikte katıldı. Grubun bestelediği ve Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirilen 'Savaşa Hiç Gerek Yok' adlı parça, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da 100.000 kişiyle birlikte söylendi.
2003 Mayısı'nda mor ve ötesi "Yaz" isimli bir single yayınladı. Bu single'da yer alan Şehrazat bestesi 'Yaz Yaz Yaz' yaza damgasını vururken, grup Fanta Gençlik Festivali kapsamında 17 kenti kapsayan bir turne gerçekleştirdi. Sonbaharla birlikte dördüncü albüm çalışmalarına hız verilirken, grup bir yandan da Çağan Irmak'ın "Mustafa Hakkında Herşey" filminin müziklerini hazırladı. 2003 Eylül ayında düzenlenen "Rock Şişede Durmaz" sloganıyla ilk kez düzenlenin Barışarock festivaline katıldılar.
Ocak 2004'te "Dünya Yalan Söylüyor" için stüdyoya giren grup, çalışmalarını Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hızla sonuçlandırdı ve albüm 30 Nisan Cuma günü Pasaj Müzik etiketiyle yayınlandı. Albümün ilk video klibi için Mustafa Hakkında Herşey filminde de kullanılan 'Bir Derdim Var' adlı parça seçildi. İkinci video klip ise 'Daha Mutlu Olamam' ve 'Yaz Yaz Yaz' kliplerini de yöneten Mahir Akyol tarafından 'Cambaz' isimli parçaya çekildi.
2006 Mayıs'ında "Büyük Düşler" albümünü yayınladı. Albüm de Mor ve Ötesi 1980 darbesini konu alan 'Darbe' adlı şarkısıyla dikkat çekiyor. Ayrıca 'Küçük Sevgilim' şarkısına Şebnem Ferah vokal yaptı. Mor ve Ötesi ilk kliplerini 'Şirket' isimli parçasına çekti. Muhalif tavırlarını şarkılarına yansıtan grup Karşı Festival Barışarock'ta bu duruşlarını tekrar gösterdiler.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/1/2008 - SEKSENDÖRT KERE MAŞALLAH (:

!
* İsminizi seçerken nereden ilham aldınız? - Tuna:İsmimizin ilhamı bir arkadaştan geldi,o düşünmüştü ismi.1999'da grubu kurduğumuzda İngilizce müzik yapıyorduk,bir altı ay kadar da öyle devam etti.O zaman ismi Sex & Dirt olarak kullanıyorduk.Ama o altı ay sonunda Türkçe müziğe geçince verdiğimiz konserde insanlar bizi tanımadığından o isimle,değiştirmek yerine Türkçe olarak kullanmayı düşündük.Tamamıyla kelime oyunu,öyle özel bir anlamı yok ya da tahmin edilenin tersine doğum tarihlerimiz filan değil.
* Bir araya nasıl geldiniz?Eski arkadaşlar gibi gözüküyorsunuz... - Tuna:Serter ve ben çocukluk arkadaşıyız.Erdem ve Serter'in grubu vardı,sonrasında beni gruba dahil ettiler.Ve dört sene öncede Okan gruba dahil oldu ve son halini böyle aldı grup.
* Yabancı müzikle başladık dediniz.Müzik yapmanıza sebep olan gruplar hangileriydi?Hangi müziklerden etkilendiniz? - Tuna:Biz grubu kurduğumuzda çok fazla hardcore,nu metal filan dinliyorduk.İşte Korn,Deftones,Sick Of It All,Limp Bizkit.Sürekli bunları dinleyip bunlarla vakit geçirdiğimiz için bütün bunlardan çok etkileniyorduk ve zaten bu gruplarını cover'ları ve onlara benzeyen besteler yaparak başlamıştık.Sonrasında biraz daha ülkemizde dinlediğimiz,sevdiğimiz şeyle ön plana çıkmaya başladı.Aslında hepimizin sevdiğinin farkında olduğunu ve ortak nokta olarak hepimizin Pearl Jam fanatiği olduğunu farkettik.Ondan sonra biraz onun üzerine gitmeye başladık.Zaten sonrasında sözler ve melodiler değişmeye başladı.Grup şimdiki halini aldı ve eminim ilerde de değişecektir.
* Türkçe müziğe geçişinizdeki asıl motivasyonunuz neydi?"Bizim zaten kanımızda Türk melodileri varmış,bunu böyle yapalım mı dediniz? - Tuna:Aslında bakarsan büyük kavgalar sonucunda oldu.Serter gaza getirmeye çalışıyordu hepimizi Türkçe yapalım diye.Ben ve Erdem dava adamı olarak vazgeçmiyorduk.Sert yapınca böyle erkek olduğumuzu filan düşünüyorduk heralde.O tarzdan vazgeçmek,taviz vermek istemiyorduk.Sonra oturduk ve harbiden de Türkçe parçalar yazabildiğimizi gördük. Erdem:Bir gerçekten Türkçe olmaz diyorduk.İlk yaptığımız denemeler de gerçekten çok komikti.Böyle yeni çıkmış Amerikalı alternatif gruplar gibi.Sonradan yavaş yavaş düzeldi. Tuna:Ana dilimiz bu sonuç olarak ve hissettiklerimizi anlatmak istiyoruz.O Türk Sanat Müziğinde yakaladığımız tınılar,söz kalıpları.Anlatabilceğimiz şeyleri yabancı dilde anlatmamız çok zordu.Farklı bir yapısı var.Türkçe'ye geçmemiz mecburiydi.
* Peki gerçekten de,evde arabesk dinliyor musunuz? -Tuna:Müziğimizdeki Türkçe ezgileri ezgileri kabul ediyoruz ama arabeski değil.Orhan Gencebay,Müslüm Gürses çok seviyoruz.Müzikleri tüketmekten çok hepsini arşivleyip onlardan feyz almaya çalışıyoruz.İnsanların tahmin ettiği gibi planlanmış,programlanmış,işte biz arabeskten etkili bir tarz yaratalım filan gibi bir durum değildi.Herkes farklı bir isim veriyor.Çok sınıflandırmaya çalışıyorlar,biz ona da karşıyız,çünkü albüm boyunca istediğimiz şeyleri yaptık.
*Albümünüzden mennun musunuz? - Serter:Albüme ladığımız tepkilerden menunuz.Sadece Albümün sound'u ya da grubun genel duruşuyla ilgili gelen eleştirilerden seçip değerlendirmeye çalışıyoruz.Satışlardan menun olmamız gerekiyor ama işte satışların genel anlamda menun eden bir hali yok. Tuna:Bizim için ilk çıktığımızda 100 bin,hatta 200 bin sattı dediler ama alakası yok.Şu an 100 bin civarında.Piyasanın durumu çok kötü,albüm satışı diye bir şey kalmadı.Müzik eleştirmenleri ve herkes bizim rakamlarımızı çok iyi buluyorlar.ama açıkcası bizi tatmin etmiyor,çok daha fazla olmasını isterdik.Bu sektörde bir albüm çıkarmak için yüzlerce kişi ekmek yiyor bu işten.Herkesin emeğinin karşılığını alması gerekiyor.Ama insanalr "Ne biçim klip çekmiş","Niye doğru dürüst bir iş yapılmıyor" diye soruyorlar,öncelikle sen albüm satın almazsan adamlara para kazandıramazsan sonra da daha iyi bir iş nasıl beklenir ki.
*Peki albüme gelen en kötü ya da en saçma tepki ne oldu? -Erdem:Dinlemeden yorum yapmak dünyanın en saçma şeyi ve insanlar bir şarkı dinleyip hemen konuşmaya başlıyorlar.Bence yapılan işe saygı göstermek lazım.Bir de bu yorumu yapanlar gelip bunu bize söylüyorlar.Sadece "Ölürüm Hasretinle" yi dinledim,bana hitap etmiyor ya da bir işe yaramaz diyor,sonra karşı gösterdiği gruplar çok komik oluyor.Rock'ın babası olarak gösteriyor,ama aslında o rock bile yapmıyor. Tuna:Genelde gelen yorumlar albümün pop olduğuyla ilgili.Albümde intro dahil 10 parça var.Çok sert parçalar var,ama "Ölürüm Hasretinle" den çıkan sound yani en sert şarkıdan çıkan sound'dan daha sert aslında.
*En alakasız yorum neydi? -Tuna:Arabesk demeleri herhalde.Hemen bir gruba benzelitiyorsunuz.Türkiye'de var bu benzetme olayı zaten. Erdem:Mesela Pearl Jam'in alt grubu olan Silverchair,Pearl Jam'in ilk albümünün birebir aynısı olan bir albüm yapmıştı.1996'da 3,5 milyom satmış sadece Amerika'da.Prodigy o sene dünyada 3,5 milyon satmış.Ve bu çocuklar 16 yaşında Pearl Jam ile turneye çıkmış."Ten" albümünün aynısı yani. Tuna:Biz ise çıktık,hemen ona buna benzetip eritiyorlar.Oysa önümüzü aç,bir şey yap.Bir de rekabetten bahsediyorlar.Aynı kulvarda koşmadığın insanlarla rekabet etmen mümkün değil ki.
*Adınızın duyulmasında internetin büyük bir katkısı var... -Tuna:Aslında grubun duyulmasında değil de,parçanın duyulmasında desek daha doğru.Grup hiçbir şekilde bilinmiyordu,zaten grup bilinse işte Hacettepeliler,işte o intihar etti,yok onun kafası kırıldı gibi saçma sapan hayal ürünü söylentiler çıkmazdı.Şarkı ünlü oldu internette,biz değil.
*Başka neler söylendi? -Tuna:Bir ton haber çıktı.Aratsak şimdi,hala internette bir yerlerde kalmıştır bazıları.yok hepsi 84'lüler,dördü birden intihar etmişler,aynı kıza aşık olmuşlar,dördü birden uçaktan atlamışlar gibi şeyler...Şarkıyı oraya getiren bu söylenenler oldu zaten.
*Size gelen mailleri,yorumları takip ediyor musunuz? -Tuna:Bize gelen bütün mailleri okuyoruz ama turnede olduğumuz zamanlarda vakit bulamayıp cevap yazamadığımızda oluyor.Ama takipçilerimizin haberleri olsun turne yeni bitti.Bu ay cevaplamaya başlayabileceğiz.
*Forumunuz var mı? -Tuna:Forum kısmını şöyle yaptık.www.seksendort.com.tr adresi bizimle ilgili özel bilgilerin yazabildiğimizi gördük.
*Dream TV'yi takip ediyor musunuz?Dergiyi okuyor musunuz? -Tuna:Evet,gerçekten.Sonuç olarak bizim kuşağımızda hitap edebilecek yegane kanal şu anda.Alternatif tarzdaki şeyleri destekleyen ve çalan bir kanal.Dergiyi de okuyoruz. Serter:Ben en son dergide Deftones'u istiyorum anketine katıldım.
*Peki Müzeyyen Senar'la buluşmanız nasıl oldu? -Tuna:Bizim için hayaldi.Yıllardır peşinden koşturduğumuz bir hayaldi.Biz 1-1,5 yıldır uğraşıyoruz,denk gelmeye çalışıyoruz.Biz de ümidi kesmiştik,ama Alanya'da organizatörümüzün aracılığıyla şans eseri buluşabildik.Bir açılışa davet edildik beraber.Karşısına geçtiğimizde donup kaldıkhiçbir şey söyleyemiyorduk.Sonra birlikte rakı içtik,bize çaldığımız çaldığımız parçaların gerçek hikayelerini anlattı.Bazı şeyleri yanlış biliyormuşuz."Dalgalandım da Duruldum"u çaldığımızı biliyormuş zaten.Biraz öğüt verdi,şarkıların sözleriyle oynamayın,asıl melodileri değiştirmeyin,şarkıları söylerken fazla bağırmayın gibi.Çok tatlı.
*Konserlerinizde cover yapıyorsunuz.Sezen Aksu'nun "Masum Değiliz"i gibi? -Tuna:Onu artık çalmıyoruz,2001'deki konserlerimizde çalıyorduk. Erdem:Bar grubu hiçbir zaman olmadık.Bir ya da iki kere paraya çok sıkıştığımızda barda çalmak zorunda kaldık.Borçlarımızı kapatmak için.Ama hiç bar grubu olmadık.Ayda bir konser vermeye çalıştık.Devamlı,her hafta bir barda insanlara çalıp kabak tadı vermek istmeedik. Tuna:Bar grubu olduğun zaman gelen insanlar barın müşterisidir,seni içki içerken dinlerler,meze yaparlar.Ama sen konser verdiğinde oraya gelen müşteri sana gelmiş demektir.Oraya seni dinlemeye geliyor.İçkiyi senin yanında alıyor.
*Son zamanlarda neler dinliyorsunuz?Nu metal'i hala takip ediyor musunuz? -Serter:Biz en son Deftones konserine gittik.Orada tekrardan aşık olduk.Onun dışında takip etmeye çalışıyoruz.Genelde İngiliz rock gruplarını seviyoruz.Pearl Jam'i söylemiyorum zaten.Ben yeni bir şey keşfetim.Erykah Badu diye birisi.Çok güzel. Tuna:Ben sabah akşam Pearl jam ve Muse dinliyorum.Benim Muse'u etüt etmem,incelemem zaten uzun sürüyor.O yüzden Muse'u çözmeye çalışmak ömrümü tüketti.Ben bir albümü çözene kadar onlar yeni bir albüm çıkardı.Onu çözene kadar bir yenisi çıkacak.Anam ağladı.Buradan yetkililere sesleniyorum:Bir şey deyin şu Muse'a!

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/1/2008 - İnternet Tozu Yutmuş Grup Seksendört
Haklarında söylenenlerin kimine gülüyor, kimine sinir oluyorlar. En çok grubun ismine takılan kulplara gıcık kapıyorlar. Birbirleri içinse bak neler diyorlar diyorlar!
Öncelikle öğrenmek istediğim, o duygu adamının kim olduğu! "Ölürüm Hasretinle"nin sözleri kime ait? Tuna: Bana... Ama biz genellikle her şeyi beraber ortaya çıkarıyoruz; "Ben yaptım, sen yaptın" yok yani. Parçanın son hali her zaman stüdyoda meydana geliyor. Bir de bizim şöyle bir şansımız var, herkes birbirinin enstrümanlarını çalabiliyor. Bu yüzden birbirimizi anlamamız çok kolay oluyor.
Herkeste yetenek var yani. Konservatuar mı okudunuz siz?
Erdem: Ben Açık Öğretim Kamu'dayım. Okan ile Tuna konservatuar mezunu. Serter ziraat mühendisliğinden mezun.
Seksendört! Grubun ismi nerden geliyor? Tuna: Baştan söyleyelim, seksen dörtlü filan değiliz, alakası da yok. Grup kurulduğu zaman sekiz-on tane isim seçeneğimiz vardı. Hepsi spekülatif isimlerdi, birçok anlam içeriyorlardı. İçlerinden bunu seçtik. Seksendört de birçok anlam içeriyor. Herkes düşünsün ve bulmaya çalışsın işte. "Sex and Dirt" diye duydum ben valla. Erdem: İsimler markalaşıyor bir süre sonra. Ne olduğuyla ilgilenmemek gerekiyor. "Kurban" deyince, aklınıza koyun-kuzu gelmiyor ya da Duman dinlerken, yangın-alev düşünmüyorsunuz. Haklısınız, ama insan merak ediyor işte. Nasıl bir araya geldiniz, o zaman bunu anlatın!
Serter: Tuna ile biz çok eskiden arkadaşız aslında. 16-17 yaşlarında punk müzik yapıyorduk, asi gençlik işte! Sonra ben 99 yılında Erdem'le tanıştım, farklı bir grup kurduk ki, bu grup da 84'ün temelini oluşturuyordu. Erdem ve ben amatörce çalışırken Tuna da bize katıldı, üç kişi olduk. Sonra bir arkadaşımız daha katıldı, ama o dört sene önce yurtdışına gidince yerine Okan arkadaşımız geldi. Böylece 4.5 sene önce bu kadroyu oluşturduk. Uzun zamandır bir arada sayılırsınız. Neden daha önce albüm çıkarmadınız? Tuna: En baştan beri kendi bestelerimizi yapmaya çalışıyoruz. Zamanla bu yaptığımız Türkçe besteleri, kaydetmeye başladık. 2001 yılında bize teklif geldi. Hatta şu anda insanların Sezen Aksu cover'ı olarak bildikleri "Masum Değiliz" o zamanlar tasarlanmış ve kaydedilmiş bir parçaydı. Ama o albüm projesi sonuçlanamadı.
Manga, Deja-vu, Çilekeş... Siz de şu ünlü Ankaralı gruplardansınız. Siz de diğer gruplar gibi barlarda çalarak mı bu işe soyundunuz? Okan: Hayır, biz hiçbir zaman bar grubu olmadık. Farklı şehirlerde beş yüze yakın konser verdik, konser grubu olarak yolumuza devam ettik. Doğu'da konserler vermeye devam edeceğiz.
Çıkışınız herkesten farklı oldu. "Ölürüm Hasretinle" parçanız internette kulaktan kulağa yayıldı. Daha albüm çıkmadan aylar önce herkes Seksendört'ten bahsedip sizi merak eder oldu. Bu olayın aslı nedir arkadaşlar? Ben nasıl bilebilirim bunun bir çeşit reklam olmadığını:) Tuna: Bize bu konuda tıpkı sizin gibi kötü davrananlar var aslında:) "Şarkınızı yaydınız, ünlü oldunuz" diyorlar. Ama böyle bir durum yok. Reklam gibi bir derdimiz olsaydı, baştan yapardık bu işi, bu kadar yıl beklemezdik.
Bir rock grubusunuz, ama bana "Ölürüm Hasretinle"de çok fazla arabesk ezgiler var gibi geldi. Tuna: Rock'ı aslında istediğiniz sıfatlara sokabiliyorsunuz. Biz bu tarzda söylüyoruz. Rock müzikte insanlar sertlik görmeye alışmış, ama rock tamamen böyle bir müzik değil. Bu arada, arabesk de kötü bir şey değil ki!
Bi' de birbirinizi anlatın da tam olsun! Serter: Tuna, her konuda sözlerine güvenebileceğiniz biri, grubun psikoloğu. En sevdiğim özelliği de iyi ve uyumlu olması. En sevmediğim özelliği, kendi hazır olunca bizi hazır etmeye çalışıyor olması.
Tuna: Serter, aramızdaki dengeyi sağlıyor. Hiç yalan söyleyemez. Biz pembe yalanlar söyleyerek kendimizi rahatlatabiliyoruz, ama o hiç yapmıyor. Fotoğraflarda hep güzel çıkmasına da uyuz oluruz ayrıca.
Erdem: Okan, kendimi kötü hissettiğim zamanlarda bakıp rahatladığım bembeyaz bir sayfa. Kötü yanı, bazen belki de bizi sevdiği için, kötü yönlerimizi söylemiyor olması. Yani o kadar iyi biri.
Okan: Erdem, dünyadaki kalbi en büyük adamlardan biri. Dışarıdan gören, tanımayan biri onu ukala, artist zannedebilir, ama alakası yok. Canımızı, malımızı, her şeyimizi teslim edebileceğimiz bir adamdır. Sevmediğim yönü de çok süslü olması

|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
<- :: -> |
|
 biz.. =) | |
SLM ARKADAŞLAR BU BLOGUMUZ GUP SEKSENDÖRT VE MOR VE ÖTESİ İÇİN ONLARLA İLGİLİ HERŞEY BURDA BULUNUYOR..LÜTFEN YORUM YAZIN BU BLOGA ŞİMDİYE KADAR 1 YORUM BİLE GELMEDİ =)
>>>İYİ EĞLENCELER>>>
|
 KATEGORİ | |
|
|